Yayınevi Emekçileri Kolektifi

Sıfır-Süreli Sözleşmeler *

Giriş

Bu yaz İngiltere’de haber başlıklarına damgasını vuran ve çalışma yaşamındaki değişmelere egemen olan olay ‘sıfır-süreli sözleşmeler’ (zero-hours contracts) oldu. Yazı boyunca 3S olarak kodlayacağımız bu pratikte işçi belli bir işverenle “çalışabilir durumda olduğuna” dair bir anlaşma yapıyor fakat ne çalışma süresi ve saatleri ne de çalışması karşılığında alacağı ücret gibi en temel iki unsur sözleşmeye bağlanan bu anlaşmada yer almıyor! Dolayısıyla bu sözleşmelerde işverenler işçiyi yalnızca ihtiyaç duydukları saatlerde çalıştırıyor ve sadece bu saatler için önceden belli olmayan bir ücret ödüyor. Her ne kadar 3S uygulaması İngiltere’de ilk kez görülen bir durum olmasa da pratiğin son bir yıl içindeki uygulanış biçimi ülkede gerçekten daha önce eşi benzeri görülmemiş yeni bir duruma işaret ediyor. İşverenlerin ve ilgili Bakanların bakış açısına göre ise 3S  “esnek bir emek piyasası zorunluluğunun” bir parçası.

Esneklik Kime Yarıyor ?

Muhafazakar Parti’nin liderliğindeki İngiliz Hükümeti’nin övüncü ekonomik krizin en ağır olduğu koşullarda ülkenin “iktisadi kalkınma” yolunda olduğu, özel sektörün kemer sıkma politikalarının kamu sektöründeki ağır etkilerini hafifletecek şekilde yüzlerce kişiye yeni iş imkanı yarattığı tezleri üzerinde yükseliyor. Bakanların hiçbir şekilde açıklamadığı şey ise bu yeni özel sektör işlerinin doğası ya da krizin emek piyasalarının yeniden yapılanması amacıyla nasıl kullanıldığı gerçeği. Esnek çalışma biçimlerindeki artış, işçi hakları ve emek örgütlerine yönelen doğrudan saldırılarla çok yakından ilintili. Bu saldırılar Blair ve Brown’ın liderliğindeki Brown Hükümetleriye de devam etti. Örneğin Blair İngiltere’nin diğer merkez kapitalist ülkelerle karşılaştırıldığında en az düzenlenmiş emek piyasasına sahip ülke olmasıyla çok övünüyordu. Bugün iktidarda olan İngiliz hükümeti geri kalan emek korumalarını kaldırmak için büyük emek sarf etti ve hak ihlallerine karşı dava açmanın maliyetlerini arttırarak gerekli yasalar çıkana kadar zaman kazanmaktan da geri durmadı.

Bakanlar sık sık artan istihdam oranlarını gündeme taşıyor, ama bu doğru olsa da istihdam altına alınabilecek 16-64 yaş arası nüfusun da yalnızca 2008 den bu yana bile 673.000 kişi arttığını unutmamak gerekiyor (Office for National Statistics [ONS], 2013). Gerçekte istihdam altında olan nüfusun oranında resesyonun başladığı dönem olan 5 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında bir artış olmadı. Son açıklanan resmi istatistikler part-time çalışanların sayısının 8.07 milyon ile Ocak-Mart 2013 (3 ay) döneminde 38.000 artış gösterdiğini ortaya koyuyor (ONS, 2013). Bu artış aynı dönemdeki tam-zamanlı işlerdeki artıştan daha büyük. Ayrıca, kiralık işçi olarak çalıştırılan 1.5 milyon kişinin böyle bir çalışmayı kabul etmesinin tek nedeni düzenli ve sürekli bir iş bulamaması. Benzer şekilde 7.9 milyon part-time çalışanın %18 i de tam zamanlı iş bulamadığı için part-time işi kabul etmek zorunda kaldığını belirtiyor (ONS, 2013). Eğer insanlar daha fazla ücret gelirine ihtiyaç duydukları için daha uzun sürelerle çalışma zorunluluğu hissettikleri halde böyle işler bulamıyor ve çok daha kısa süreli işleri kabul etmek mecburiyetinde kalıyorlarsa bunun adı esnekliktir. Ama bu öyle bir esnekliktir ki tamamen işverenin tasarrufundadır.

Bu bağlamda işçinin işverene hiçbir iş ve ücret güvencesi olmadan bağlandığı günümüz feodalizminin bir formu olan 3S emek piyasası esnekliğinin son biçimidir.

İngiltere’deki 3S Uygulamasının Boyutları

Yakın zamana kadar bu tarz iş sözleşmelerinin emek gücünün sadece küçük bir bölümünü kapsadığına inanılırdı. 3S ye toplumsal meşruiyet kazandırma sürecinde en fazla dillendirilen gerekçelerin başında işverenlerin talepteki beklenmeyen artışlardan kaynaklanan kısa vadeli emek açıklarını uygun biçimde kapatma ihtiyacı oldu. Bu teze göre işverenler tam zamanlı işlerde çalışamayacak durumda olan ya da tam zamanlı çalışmak istemeyen işçiler için yeni bir esnek model öneriyorlardı. İngiltere’nin TÜİK’i olan ONS’nin tahminlerine göre bu durumda olan aday sayısı 200.000 i geçmiyordu ve bu sayı toplam çalışabilir nüfusu 30 milyon olan bir ülkede son derece minimal kalıyordu. Fakat kısa süre içinde Hükümetin gerçekliğin kendisini çok hafife aldığı anlaşıldı. Öyle ki sadece ev içi bakım sektöründe 3S ile çalıştırılan 300 bini aşkın işçi vardı. Hatta işveren örgütlerince yaptırılan başka bir saha araştırması İngiltere’deki işçilerin yüzde 3 ila 4’ünün (yaklaşık 1 milyon kişi)3S ile çalıştırıldığını ortaya koyuyordu (Hansard, 2013; Chartered Institute of Personnel and Development [CIPD], 2013). Medyada yer alan çeşitli haberler 3S’in bütün sektörlerde son derece yaygın bir biçimde kullanıldığına dair bilgilerle birleştiğinde İstatistik Kurumu ONS önceki tahminlerinin tamamen yanlış olduğunu kabul etmek zorunda kaldı ve data toplama yöntemlerini gözden geçirme taahhüdünde bulundu.

Daha önce de belirttiğimiz gibi 3S altında çalışan işçiler garanti edilmiş bir iş saati ya da çalışma süresi ve güvence altına alınmış bir ücret ödemesi söz konusu olmadan çalıştırılıyor ve düzenli, tam zamanlı çalışan diğer işçilere oranla çok az sayıda hakka sahip olabiliyor. Bazı işverenler 3S i tatil, hastalık izni ve işten çıkarma vb. durumlarındaki maddi yükümlülüklerden kurtulmanın en ideal yolu olarak tanımlıyor. Kısmen izlenen bu yol dolayısıyla İngiliz yasaları da işçi (worker) ve eleman (employee) arasında bir ayırım yapıyor ve 3S altında çalışanlar pek çok durumda istihdam (employment) haklarının çok azından yararlandırılıyor. İngiltere’de eleman statüsüne sahip olanlar bu statüleri dolayısıyla işçilerin maruz kaldığı haksız işten çıkarma, ebeveyn izni alamama gibi durumlarla karşılaşmıyor. Çok az sayıda işveren hastalık izni, tatil izni gibi ödemeleri 3S işçilerini de kapsayacak şekilde düzenliyor ama çoğunluk bunu yapmıyor.

3S sözleşme biçiminin savunucuları özellikle ani ve beklenmedik bir şekilde artan emek talebi karşısında böyle bir sözleşmenin işverenler açısından çok yararlı olduğunu ileri sürüyor ve bahsi geçen işverenlerin işgücünün sadece küçük bir bölümünü 3S koşullarında çalıştıracağını söylüyor. Hatta küçük ölçekli işletmelerin 3S koşullarını uygulamaya daha meyilli olacağı; ve onların 3S kullanımının da ekonomi güçlendikçe, talep daha istikrarlı hale geldikçe azalacağı öne sürülebiliyor. Buna karşın medya araştırmaları bu varsayımların hiçbirinin doğru olmadığını ortaya koyuyor.

Hükümetin işverenler arasında yaptırdığı bir araştırmaya göre 3S koşullarında işçi çalıştıran işyeri sayısı 2004-2011 yılları arasında yüzde 4’ten yüzde 8’e yükseldi (Department for Business, Innovation and Skills (BIS), 2013). Bu oranın artışı özellikle daha büyük ölçekli işletmelerin 3S kullanımındaki artıştan kaynaklanıyor. 2004 yılında 100’den fazla işçi çalıştıran işyerlerinin yüzde 11’i 3S ile işçi çalıştıran yerlerden oluşuyordu. 2011 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 23’e yükseldi. Tahmin edilebileceği gibi otel ve restoran sektörü en fazla 3S kullanan sektörlerin başında geliyor, ancak sağlık ve eğitimde de 3S çok yaygın bir şekilde kullanılıyor. Ve bu 3 sektör 2004-2011 döneminde 3S kullanımında en ciddi artışların yaşandığı ilk 3 endüstriyi oluşturuyor.

Bu çalışma biçiminin küçük ve orta ölçekli işletmeleri korumayı amaçladığı iddiası doğru değildir, zira 3S kullanan işverenlerin çoğu aile adı ile faaliyet gösterse bile aslında McDonald’s, Boots, Amazon, Abercrombie & Fitch, Cineworld, Sports Direct, the Tate Galleries ve Buckingham Palace gibi çok büyük işletmelerdir. Daha da ötesi, artık özelleştirme ve ticarileştirme baskıları altındaki kamu hizmetlerinde de 3S kullanımı yapılıyor. Yukarıda sayılan büyük şirketlerden örneğin Sports Direct’in çalışanlarının yüzde 90’ı 3S koşullarında işe alınmıştır. Benzer şekilde İngiltere McDonald’s larda da yaklaşık 82000 kişi 3S koşullarında çalıştırılmaktadır. Bu şirketlerin yönetimleri gerçekten “talepteki ani artışlar” hikayesine inanacağımızı mı düşünüyorlar?

Tam anlamıyla öngörülebilir tek bir gerçek vardır ki o da işçilerin 3S koşullarından ciddi biçimde zarar görüyor olmaları gerçeğidir. 3S koşulları kiralık işçilik koşullarını bile aratacak kadar kötüdür. Çünkü kiralık işçilikte en azından bir’den fazla işverenle çalışmak kesintisiz bir çalışma süreci ihtimali mümkün olabiliyor. Buna karşın 3S uygulamasında işe çağrılıp çağrılmayacağınız, dolayısıyla bir ücret alıp alamayacağınız bile belli değildir; 3S işçileri özel yaşamlarını planlayamazlar çünkü yarın, öbürgün, hatta birkaç saat sonrası için bile her zaman çalışıyor olma ihtimali vardır onlar için. Böylesine koşullar aile yaşamı üzerinde de son derece yıkıcı etkilere sahiptir. Benzer şekilde 3S işçileri mali güvenceden de yoksundurlar, işe çağrıldıklarında ve ücretleri ödendiğinde bile kendileriyle aynı işi yapan düzenli çalışanlara oranla hep yüzde 40 daha eksik ücret ödemesi yapılır onlara (Pennycook et al, 2013).

Saldırıyı Geri Püskürtmenin Zamanı 

3S’in çoğunluğun düşüncesine göre son derece sömürgen ve bir o kadar da az bilinen bir çalışma biçimi olması kuşkusuz şaşırtıcı değil. Yapılan çeşitli anketler çoğunluğun 3S’in yasaklanması yönünde bir girişimi destekleyeceğini gösterirken; anket katılımcılarının tamamının da 3S’i kötü bir şey olarak tanımladığı görülüyor(YouGov/Sunday Times, 2013). Peki Sendikaların 3S pratiğine karşı verdikleri yanıt ne? İngiltere’nin en büyük iki sendikası Unite ve Unison 3S’e şiddetle karşı çıktı ve derhal yasaklanmasını talep etti. Bu arada İşçi Partisi (The Labour Party) 3S’in yasaklanması yerine -kendi deyimiyle- kötüye kullanılmasının yollarını araştırmaya yoğunlaştı. İşverenlerin 3S’i kendi işyerlerinde uygulatma girişimine karşı grevler yapıldı, özellikle Unite sendikası 3S’in yaygınlaştırılması yönündeki bütün girişimlere karşı açıkça cephe aldı.

Sendikalar kamu oyu yoklamalarında 3S’in tehlikeli ve istenmeyen bir çalışma pratiği olarak görülmesinden memnun. Hatta Financial Times (2013) gazetesinde 3S’in kullanılmasının umulandan çok daha derin iktisadi etkilerinin olacağı görüşüne yer verildi ve şöyle dendi:

“3S’in kullanılması halinde büyümenin hız kazanacağını söylemek İngiliz emekçilerinin çok daha güvencesiz bir biçimde yaşamaya başlayacağını söylemek anlamına geliyor. Dağıtım ve verimliliğe dair bu değişimin olumsuz yansımalarını inkar etmek mümkün olamayacak”.

 

Hükümet ve işverenler açısından bu konu çok hassas olabilir. Bizim için de 3S’in adaletsiz ve sömürgen doğası son derece açık ve gözle görünen bir gerçeklik. Tıpkı emeğe yönelik diğer saldırılar gibi 3S de dibe doğru bir yarış aslında, ama bu kez biraz daha farklı Formula-1 yarışlarındaki süratle dibe doğru çeken bir yarışla karşı karşıyayız bu sefer. Marx’ın tarifindeki “yedek emek gücü ordusu” artık işverenler açısından tamamen esnek çalıştırılan, güvencesiz, stresli, düşük ücretli ve çok az sayıda hakka sahip bir yedek emek gücü ordusu. Sendikaların hükümet ve işverenler üzerindeki baskıyı arttırmak için sanayi, siyaset, hukuk ve topluluk temelli kampanyaları birleştirerek  3S’i önlemeyi ve sonunda tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemesi gerekiyor.

 

Kaynakça

Chartered Institute of Personnel and Development (CIPD) (2013) ‘Zero hours contracts more widespread than thought – but only minority of zero hours workers want to work more hours,’ press release, 5 August 2013. (http://www.cipd.co.uk/pressoffice/press-releases/zero-hourscontracts-more-widespread-thought-050813.aspx) Accessed 23 August 2013.

Department for Business, Innovation and Skills (BIS) (2013) The 2011 Workplace Employment Relations Study (WERS). London: BIS. (https://www.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/210103/13-1010-WERS-first-findings-report-third-edition-may-2013.pdf) Accessed 23 August 2013.

Financial Times (2013) ‘Zero hours workers.’ Editorial, 1 August 2013. (http://www.ft.com/cms/s/0/f987d194-faac-11e2-a7aa-00144feabdc0.html#axzz2aoQyIEfG) Accessed 23 August 2013.

Hansard (2013) ‘Social Services.’ Written Answers. (http://www.publications.parliament.uk/pa/cm201314/cmhansrd/cm130708/text/130708w0004.htm#13070846000527) Accessed 23 August 2013.

Office for National Statistics (ONS) (2013) Labour Market Statistics, August2013. Statistical Bulletin. Newport: ONS. (http://www.ons.gov.uk/ons/dcp171778_319808.pdf) Accessed 23 August 2013.

Pennycook, M, Cory, G and Alakeson, V (2013) A Matter of Time: The rise of zero-hours contracts. June 2013. London: Resolution Foundation.(http://www.resolutionfoundation.org/media/media/downloads/A_Matter_of_Time_-_The_rise_of_zero- hours_contracts_final_1.pdf) Accessed 23 August 2013.

YouGov/Sunday Times (2013) ‘Ban Zero Hours Contracts.’ YouGov poll for Sunday Times. (http://d25d2506sfb94s.cloudfront.net/cumulus_uploads/ document/ubu9k3q6xe/YG-Archive-Pol-Sunday-Times-results-09-110813.pdf) and (http://yougov.co.uk/news/2013/08/12/ban-zero-hourcontracts/) Accessed 23 August 2013.

 

* Bu çalışma Steve Davies’in Global Labour Column/ CSID Corporate Strategy and Industrial Development Sayı 152 /Ekim 2013 sayısı için hazırladığı yazının Güvencesizler Hareketi tarafından Türkçeye çevrilmiş versiyonudur. 

http://column.global-labour-university.org/

Yorum yaz

Foto Galeri